Reklamlar

Taşınıyoruz . Dorikus kendi evine yerleşiyor !

Önce Blogspot, sonra Wordpress .com uzantili takilirken niye kendi domain ismimiz altında yazmaya bu kadar geç başladık bilemiyorum, tek bildiğim son vardığımız noktayı severek kullanacağım…

Uzun yıllar kirada oturan ve sonrasinda kendine ait alana mekana geçen ,  “taze” evsahibi gibi hissediyorum. Kendi kafamdaki, içime sinen blog teması ve görseliyle ; Tüpçü Anne ve Lab Bebe hikayelerine www.dorikus.com adresinde devam edeceğiz .

Yeni sayfamızın ekran görüntüsü aşağıdaki gibi;

 

 

Yeni ev oturmasına beklerim 🙂

 

 

Reklamlar

Deprem Allah’tan,Çözümü İnsandan

Bu yazıyı şehit haberlerini aldığım günkü acının üstüne katmerli olarak yazdığıma inanasım yok.İçimden geçen tek cümle : “Nedir kardeşim bu ülkenin üstündeki kara bulutlar ? ”

Fazla söze gerek de yok …

Deprem doğuyu vurdu, batıyı vurması da belki gün meselesi. Bugün oraya yarın buraya. Bura , ora farkeder mi ?  Van 7.2 !

 

Pazar günü öğle saatlerinden beri yardımlar, sosyal kampanyalar, kurumların organizasyonları, bireylerin çabaları,basın yayınları derken  ilk depremdekinden daha organize görünen bir çabayla herkes canla başla çalışıyor. Herkes demek gerçi çok doğru olmayabilir. Bu ortamı da tıpkı askerlerimizi kaybettiğimiz günlerdeki gibi siyasi-ırkçı söylemlere alet edenler de var. Van depreminde göçük altında kalanlar için ; “Öyle yaparsanız böyle olursunuz ” infialine aklım ermiyor.

Sen nerden biliyorsun ölenin Türk mü Kürt mü olduğunu ?

Deprem İstanbul’da olduğunda, burada yaşayan Kürt vatandaşları olmayacak mı ? Buradakilere de “öyle yaparsan böyle olur ” denecek mi ?

Pes.

Geçiyorum bunları, zaten sadece duyarsızlığı  aklımın almayışının etkisinde yazıyorum. Bundan sonrası esas önemli zaten .

Deprem mağdurlarına yardım için en etkili yolun resmi ve güvenilir kurumlar olduğunu düşünüyorum. Belediyelerin mavi masaları kullanılmış kıyafetler de dahil olmak üzere su, gıda, giyim, hijyen, bakım, ısıtıcı ürünlerin tümünü teslim alıyorlar. Evde yapacağınız kolilere içeriğini üstüne yazmak suretiyle götürüp teslim edebilirsiniz. Şu ana dek İstanbul içi için en organize ve aktif çalışan belediyeler Şişli ve Kadıköy belediyeleri olmakla birlikte her semtten organizasyon haberleri geliyor. Tırlar ardı arkaya kalkıyor ve yola çıkıyorlar. Ben dün Acıbadem-Koşuyolu bölgesinden arkadaşlarımdan topladıklarımı Şişli Belediyesi’ne götürdüm. İlk kalkan tırlar oradan çıkıyor bari erkenden gitsin diye. Çok takdir ettiğim bir organizasyon karşıladı beni.

Arabayı hemen vale teslim aldı, parka yardım etti. Arı gibi vızır vızır 3 genç gelip koca bagajımı ve arka koltuğumu anında boşalttılar. Poşet içindeki ayrıştırdığım malzemelere bakıp, hali hazırda kenarda bekleyen kolilerin içine koydular. Daha yeni teslim ettiğim koliyi kamyona taşıyan başka bir eleman gördüm. Cep telefonumu, e-mail iletişim bilgimi alıp teşekkür edip parktan aracımı çıkardılar. Bir de üstüne çay ikram etselerdi şaşırmazdım inanın. Bravo !

Tüm bu işlemleri 5 dakikada tamamladılar. Benim arkamda kuyruk, sıra bekleyen 2 araba vardı sadece. Herkese 5 dakika..Ne bir panik, ne bir karmaşa, ne bir bağırış çağırış, ne öfkeli, yorgun, kaos içinde insanlar…Tam tersi, ne yaptıklarını gayet iyi bilen, organize bir ekip vardı .  İşte çektiğim fotolar :

Hazır bekleyen koliler :

Poşetlere aktarılan giyim malzemeleri :

Su firmalarının yolladığı temiz içme suları :

Hepsi kamyonlara, tırlara yükleniyor hummalı bir şekilde :

Öğleden sonra Kadikoy Belediyesi’nden de haberler gelmeye başladı. Aynı sorumluluk bilincini, aynı sakin organizasyonu, aynı başarıyı oradan arayan arkadaşlar da teyit ettiler. Gece yarısından sonra bile tasnif, kolileme, paketleme işlemleri devam ediyordu. İnsanlığa yardıma inanların gece gündüz demeden uğraşmasına karı koca bakıp bakıp umutlandık. Arada bir şok olduk duyduklarımıza ; niye mi ? İnsanlara yardım diye gece elbisesi, paten, topuklu gece ayakkabısı yollanmış. Bir nev-i ev temizliği, ayıptır, günahtır…İnanmak işten bile değil.

Öte yandan böyle örnekler de var ; Tek gelirleri çöpten topladıkları karton koliler ve kağıtlar olan sokak çocukları dün gece yarısı şehir efsanesi gibi çıkıp geldiler ve Kadıköy Belediyesine eksik kolileri temin etmiş oldular. Bu nasıl bir vicdani sorumluluktur, herkes farkında mı ?

Büyük markalar, AVM’ler, kurumsal firmalar şirket içi ayni ve nakdi yardım topluyor, onlar da kamyonlar ve tırlar gönderiyorlar. Sosyal medyada kurulan baskıdan mıdır, hali hazırda zaten yardıma niyetli olduklarından mıdır bilinmez  ama pek çok kurumsal marka kolları sıvamış, yardımlara kanalize olmuş durumda.

Temel ihtiyaç malzemelerinin yanı sıra oradaki çocukları da unutmamalı. Küçük Kara Balık Anaokulu çocukların psikolojisine destek olabilmek için kullanılmış ve kullanılmamış oyuncakları , çocuk kitaplarını topluyor. Adresleri : Koşuyolu Mahallesi Salih Omurtak Sokak No: 49 Kadıköy İstanbul

Kızılay ve AKUT maddi yardim göndermek isteyenler için hesap numaraları yayınladı. Ayrıca GSM operatörleri üzerinden de SMS ile yardım gönderiliyor. Akut 2930 , Kızılay 2868 . Ayni yardım yapmak istiyorsanız Van Kriz Masası ve Kızılay ile görüşülmeli. Gereğinden fazla tedarik edilen yardımlar bir kenarda beklerken, asıl eksiklikler gözden kaçmamış olur böylece.

Burada dikkat edilmesi gereken en kritik şeyin ” bilgi kirliliğine” düşmemek olduğunu sanıyorum. Sosyal medya can damarlarını sonuna kadar kullanıyor. İnsanlar tanımadıkları kişilerden mesajla yardım alıyor, iletiyor. İşe yarayan, teyit  edilmiş bilgiler kafası karışanlara seçenek sunuyor. Ancak her zaman olduğu gibi burada da topyekün kaos olması kaçınılmaz. Göçük altında kalanları kurtarmaya uğraşan AKUT’a sürekli olarak retweet edilmiş isimler gönderiliyor. Bunun ne faydası var demeyin, AKUT bu şekilde 3 kişiyi kurtardı şu ana dek. Demek ki faydası var, ama zararı önüne geçmesin. Mesajları milyonlar rt ediyor, ünlülere yolluyorlar onlar da rt ediyor. AKUT mesaj yolamaya başladı. Rica ediyorlar, AKUT sayfasından kontrol edip öyle yollanması için. Aksi halde mükerrerin önüne geçilemiyor. İş yükleri çığ gibi büyüyor. Son olarak da belirtmem lazım ki, AKUT ayni yardım teslim almıyor ve iletemiyor. Onların işi ellerindeki imkanlar ve techizatla insan kurtarmak. AKUT ‘a destek için yapılacak şey 2930’a mesaj atarak maddi yardım almalarını sağlamak.

Depremle ilgili son güncellemeler www.yanlizdegilsinvan.wordpress.com sitesinden takip edilebilir.

Tek dileğim, bu kadar insanın yardıma gönüllü ve istekle koşarken, toplanan ve gönderilenlerin orada dağıtım sorunu ve organizasyonsuzluk yüzünden hiç edilmemesi. Sürekli giden yardımlar bir süre sonra yığılacak, yağmalanacak, hatta karaborsaya bile düşecek. Sefaletin, kontrolsüzlüğün, acının, imkansızlığın içinden birileri rant keyfi sürecek tüm ahlaksızlığı ile …Buna engel olsun devlet, topladık yolluyoruz, bizim de evimiz yerimiz yurdumuz çocuğumuz var, oralara gitmek mümkün değil, toplayıp yollananları da gidip biz mi dağıtalım allah aşkına ?

Deprem vurdu, bir de devlet vurmasın umudun üstüne bir tokat , Devlet BABA olsun !

B.ktan bir gün, peki ya gelecek ?

Hani gece uykusuzuz diye mızıldanıyoruz ya kalkarken, gün ayarken.

Dün kalktım gene, gün aydı/aymadı huysuzluğumla. Gazete okumaya, TV haberlerini dinlemeye en erken sabah 10’da fırsat bulabiliyorum, onu da bulabilirsem.Twitter sağolsun, ding dong öten uyarıları sayesinde kısa bir göz atma, hah tüm sabah gündemi orda, diziler, haberler,flaş gelişmeler…

Dün sabah gördüğüme önce bakmak istemedim, sonra yok yok, değildir asparagastır demek istedim. Hiç birini diyemedim sevgili blog. Dünya güncesinde yaşamak gereken bir acı gecenin bilançosu sabaha yüzümüze çarpıldı. Tokatı yersen…Yediğinden anlam çıkarabilirsen…

Önce 24 sonra 26 sonra 52 dediler. Bu sabah ise 87 ama saklamaya, infiale engel olmaya çalışılıyor deniyor. Saydıklarım elma, armut değil, dilim kadar elim de varmıyor demeye ama CAN onlar, bildiğimiz can, evlat canı, kuzu canı, kardeş , eş, dost, oğul CAN’ı…İçim büküldü, karardı, elim ayağım birbirine dolandı.

Bu ülkenin ekonomiden, paradan, dış ticaretten, eğitimden, imkansızlıklardan daha büyük bir sorunu var. İnsan gibi doğan evlatlarımzı insan gibi ölüme göndermeyi beceremiyoruz. Dünyanın hangi medeni ülkesinde, askerlik ( paralı ya da zorunlu ) yapılırken düzenli olarak, rutin ölüm riski var ? Biz de medeniysek, niye bizde var ?

Askerleri bir yana koy, öğretmen, avukat, polis, hemşire, doktor ülkenin bazı illerinde çalışırken her an can korkusuyla çalışır ? Gitmek istemez, istemediği için ayıplanır, yuhalanır, can korkusu için ahkam kesilir ama kendi ailesinin üyesi gitmesin diye torpil aranır ? Caanım Türkiyem, ayıp değil mi bize ?

Okuduklarımı, dinlediklerimi sindirmeye çabaladım, beceremedim… Geriye gittim, gerisin geriye 2-3 sene evveline.  Karnımı tuta tuta geceleri uyuyan kocişin yanından kalkar, 3-4 gündür haber alamadığım kardeşimi internet sitelerinde, genelkurmayın sitesinde, haber kanallarında bir elimde laptop, öbür elimde TV kumandası arardım. Sabaha karşı, sıkıntıdan buruşan yüreğim, gerginlikten kasılan karnım, bu ruh haliyetinden ana karnında aylarca nasibini alan zavallı bebeğim, 800 bilmem kaç kere sabaha kadar aradığım kardeş telefonuyla günleri gecelere karıştırır beklerdim. Bingöl’ün dağları, Diyarbakır’ın ovaları haritadan kasabalara bakar, kritik bölgelerin hangisi olduğunu anlamaya çabalardım. Sor kardeşe desin ki her seferinde : ” Abla bilgi veremem, her şey dinleniyor olabilir. 3-5 gün yokum, Allah’a emanet …”

Annem panik atak, babam hipertansiyon hastası. Askere giderken komondo çıkınca yıkılmışlar, ne yapalım birileri gidecek elbet, allah yardım etsin herkese diyerek dişlerini sıkmışlar. Komondo dağıtım kurasını bekliyoruz, bir gece evvel rüyama girdi. “Bilecik mi Bursa mı ,Bingöl mü nedir kardeşim, B gördüm kağıdında…? ” diye aradım.”  Saçmalama abla, dağ komandosunun Bursa’da ne işi var, kayağa mı gidiyoruz tatile ? dedi ”

Ertesi sabaha telefon açtı dedi ki “Muş’a çektim kuramı. Oraya gidip tugaya teslim olacağım, sonrası Allah Kerim“. Komutanını aradı gitmeden 3 gün evvel, aldık güzide haberimizi. “Gel evladım, biz Bingöl -Diyarbakır sınır dağlarındayız , bekliyoruz seni “.  Sen misin abla iç güdüsüyle dalga geçen !

Anneye babaya Muş demişiz, sonrasında 1 yil astsubay komando, nasıl anlatırız bugün orda yarın nerde bilmem diye. Olacak gibi değildi, olamadı zaten. Sen sen ol, başına ne gelirse söyle, benden saklama, ihtiyaç olsa ulaşmamız lazım. Sırtlanacağız bu yükü yapacak bir şey yok dedik, yolladık canımı. Ana karındaşımı …

Bir yıl uğraştık, annem kıyafet yollamak ister, babam eski püskü bilgisayarı, anneannem ev reçellerini… Yapmayın etmeyin, yollanmaz diyorum,gitmesi yollaması zor diyorum,  neden olmaz diyorlar. Alıyorum yollanacakları ya da kardeş taleplerini kargolara, otobüs terminallerine gidiyorum. Anne babaya bıraksam adresi görecekler, adres nere ? Bingöl dağı, X tepesi mevkii …Nasıl bırakayım halletsinler ?

Kuzenlere, arkadaşlara güvenemiyorum, ya ağızlarından çıkarırlarsa baklayı, anne-babayı huylandırırlarsa diye. Otogarlarda dolanıyorum, taksi şöförleriyle battaniyelere sarılı erzakları, eşyaları otobüs yaverlerine teslim ediyorum. Kocişe söyleyemiyorum, canıma okur bu halde dolanıyorum diye, evden yolladım, geldi aldılar diyorum. Nasıl inanmış bilemiyorum, dahası o bir yili nasil geçirdik onu hiç bilmiyorum. Dişimi sıka sıka, karnımı tuta tuta, tırnaklarımı kemire kemire, gün saydım, o orda ben burda.

Bir sabah kalktım ki yine terör kayıplarımız !

Kardeşimin Eğirdir  komando okulundan arkadaşları, ranza kardeşleri yokmuş, yitmişler, gitmişler…Anaları, ablaları , babaları, ağabeyleri de yitmiş gitmiş…Vicdan buna ne yapsın ?

Onlarınkinin yerinde benimki yok diye sevinsin mi, gidene içi yansın da otursun mu ? Gidene sırt vermek, destek olmak isterken kendinden, kendi canını hala yaşar bilmekten dolayı utansın mı ? Ne yapsın ?

Teşekkür mü etsin o ablaya, anneye , Vatan Sağolsun mu dedirtsin ????

Birey olarak isyan etmekten, öfke duymaktan, küfür edip sayıp sövmekten, çaresizlikten başka yapılacak olanları düşünsün mü ? Kendi gibi düşünenlerle bir araya gelmeye gayret etsin mi ?

Herşey insan acısı, ama hepsine sebep politik, ülke çıkarları, pis komploları, hesap kitap işleri, paranın sermayenin adi oyunları diye bilsin ama geyik geyik konuşmalar dinleyip, asalım keselim, sürelim, katledelim naralarının bir b.ka yaramayacağına ah vah etsin mi ?

İnsanlar yan kapı komşularını, okul arkadaşlarını, mahalle komşularını siz/biz haline getirmek için yanacak bir kibrite bakıyor. Tıpkı 6-7 Eylül olayları gibi.  Tıpkı 12 Eylül dönemi gibi…. Ne farkı var şu an durumun bundan ?

 

 

 

 

Oynanan kirli oyunlara bakıp, ” Müslim- Gayrımüslim yaptık tutmadı, Sağ-Sol yaptık tutmadı, Laik-Dindar yaptık tutmadı, bir de Kürt-Türk yapalım tutarsa yaşadık ! ” senaryosuna prim verecek hale geldiğimizi göremiyorlar ne acı.

Böl- Parçala- Yönet , halbuki herkesin liseden itibaren müfredatla okuduğu gerçekler. Tarih dersi, remember ?

Sosyal medya ikiye, üçe, sekize bölünmüş. Şaşkınlıkla bakıyorum, çok aklı selim bulduğum insanların acıyla, öfkeyle kurdukları bazı cümleler beni şaşırtıyor, şoktayım. Katliam istiyoruz diyenlerin onlar olduğuna ihtimal veremiyorum. Bu ortamdan yararlanmaya, kurtulmaya bakanların bekledikleri şey de bu zaten. İnfial ortamında çak kibriti kim vurduya gitsin herşey…

Öte yandan tepkiyi dile getimek lazım !  Toplantılar yapılıyormuş medya ile..Ne için, susun sesinizi kesin, provakasyon yapmayın diye mi ? İnsanların yüreği nasıl susturulacak ?

Benim için taleplerin karşılanması için öldürmek diye bir seçenek yok. Dağdaki de kendi gerçeğini arıyor onu da anlamak lazım gibi empati yanlısı görünen ama hiç bir hakkaniyete dayanmayan söylemlerle işim olmaz. Çözüm yanlısıyım ama çözüme ölümle oturanlara dönüp de bakasım yok. Ben o pis göbekli, kara tüylü, insanlıktan nasibini almamış, yiyip içip beslenen şerefsizin ( ! ) öldüğünü görmediysem, onun yerine hala gencecik çocukları toprağa veriyorsak,  utanmadan bir de ev hapsi taleplerini duyar olduysam artık bu lanet terörün bitmesi gerekiyor. Zira onun bizi bitireceği ortada.

Oturdukları koltukları sadece adı devlet makamı diye keyfe keder işgal edenlere de prim yok. Vekil maaşı alıp , hapisten terör suçuyla çıkıp da adam diye ortada vekil diye dolananların , aldıklarını teröre yatıranların demokrasi adı altına saklanıp ellerini ovuşturmalarına tahammülüm yok. Yetmezmiş gibi; bir de Basiretsiz idarecinin işimiz allaha kaldı, allaha havale ediyorum demesi kadar acizane ne olabilir ? O kadarını ben zaten diyorum  ! Sen kalk ben oturayım o zaman.

Tepkisizlik kabullenmektir, uyuşmaktır, sinmektir. Tepki vermemiz gerekiyor, asıp kesip öldürmekle bugüne dek ite kaka gelinmiş, işe yaramış mı ? Yaramamış boşuna kendimizi kandırmayalım. Çözüm önerisi olacaklara değer verelim, yoksa bu acılar günlük sayfasında yerini alıp, üç bilemedin on gün sonra normal hayata dönüşten başka bir şey olmayacak. Siz, ben döneriz ama CAN ‘ını kaybeden dönemiyor.

Kendimizi kandırsak da onları kandıramıyoruz.

Kısa Kısa İpuçları 2 – Banyo Zamanı

Mothercare Bilgilendirme Kartlarıyla ipuçlarına devam ediyoruz. İkinci başlığımız Bıcı Bıcı Zamanı .

Yenidoğan bebekler anne karnında alışkın oldukları huzurlu ve korunaklı ortamı dışarı çıktıklarında da ararlar. Bu yüzden motor sesler, ince bir bezle yapılan hafif bir kundak, annenin kalp atışlarını duyacağı kadar yakında yatmak, banyo yapmak onlara bu hissi yeniden yaşatabilir. Banyo  annenin ve bebeğinin gün içinde paylaştıkları en eğlenceli zamanlardan biri olabilir. Yine de minik bir bebeğin alışmak için zamana ihtiyaç duyabileceği bir deneyim olduğunu unutmamak gerekir. Beraber paylaşılan bu kısa molaları keyif verici bir alışkanlığa dönüştürmek için dikkat edilecek bazı noktalar var :

– Doğru Zamanı Seçin : Banyo ortamı annenin kontrolü altında ise , telaşa kapılmadan, bebeğinizi ürkütmeden ve üşütmeden kolayca tamamlayacağınız bir işlemdir. Bebeklerin banyodan huzursuz olmaması için doğru zamanı seçin. Gün bitimine doğru, akşam beslenmesinden önceki bir zaman nispeten daha uygundur. Bebeklerin banyo esnasında kusmasına engel olmak istiyorsanız beslenmeden önce banyo yapılmalıdır.  

Hazır olun : Banyo ortamında ihtiyaç duyduğunuz malzemeleri önceden hazırlayın, elinizin kolayca ulaşabileceği bir mesafede tutun. Banyo ısısının bebeğiniz için yeterli sıcakta olduğuna emin olun. Banyo suyunu kontrol edin. İdeal banyo suyu sıcaklığı 36-37 derece olmalıdır.  Bu seviyeyi banyo termometreleri ile kontrol edebileceğiniz gibi, dirseğinizi sokarak da kontrol edebilirsiniz. Banyonun ısısının da 23-24 derece olması üşümeyeceği bir seviyedir. Bebek ciltleri çok hassasolduğundan doğal ve organik ürünler kullanmak daha faydalı olabilir. Kullandığınız ürünleri de başlangıç olarak çok az miktarlarda deneyerek başlayabilirsiniz. Banyo küvetinde size yardımcı olmasını arzu ediyorsanız , bebek yıkama filesi kullanabilirsiniz. Banyo biter bitmez bebeği havluya hızlıca sarabilmek için, banyo havlusunu da yakınınızda bulundurun.

Banyo Süresince : Banyo ortamını sakin ve sessiz tutarsanız, bebeğinizin banyo süresini telaşsız, huzurlu keyif veren bir deneyim olarak kabullenmesini kolaylaştırırsınız. Bebeğinizle yumuşak ve neşeli bir ses tonu ile iletişim kurmanız bu duyguyu pekiştirmeye yardımcı olur.

Adım Adım İlerlerken: Bebeğinizi banyoya yerleştirin , yüzü size bakacak şekilde, kollarının altından ve omuzlarının çevresinden onu destekleyerek tutun. Tedirgin iseniz banyo filesi veya desteği kullanabilirsiniz. Bebeğinizin yüzünü ve göz çevresini pamuk ve suyla yıkayın. 6 haftalık olana dek kaynatılıp ılıtılmış su ile yıkayın ve her gözü için ayrı bir pamuk kullanın. Bezini çıkarttıktan sonra alt kısımlarını yıkayın. Göğsünü ve kollarını yıkadıktan sonra , saçlarının da yıkanması gerekiyorsa çok ufak miktarda sampuan veya bebek banyo sıvısı ile saçlarını bir iki kez ovalayın ve hızlıca durulayın. Omuzlarından tutarak iki elinizin desteğiyle sırtı size bakacak şekilde çevirin ve sırtını, poposunu da yıkadıktan sonra ,  banyo suyuyla durulayın ve bebeğinizi havluya sararak banyosunu tamamlayın.

Banyo Sonrasında : Bebeğinizi önce kıvrım yerlerinin nemli kalmasını engelleyecek şekilde iyice kurulayın. Bacak arası, boyun bölgesi, kulak arkası kıvrımları en çok nemli kalan bölgelerin başında gelir. Buraları dikkatli ve yumuşak bir şekilde nemden arındırın. Rahatlatıcı bir bebek masaj yağı / losyonu kullanarak cildini nemlendirebilir ve bebeğinize minik bir masaj yapabilirsiniz. Bebekler için kulak çubuğu kullanılmasının zararlı olabileceğine dikkat çeken pek çok uzman var, bu yüzden kulak içini havlunun ucuyla yumuşak bir şekilde kurulayabilirsiniz. Kendisini sıcak ve rahat hissetmesi için fazla oyalanmadan hızlı bir şekilde giydirip banyo sonrası bakımını da tamamladınız mı, bebeğiniz beslenmeye hazır hale gelecektir.

Banyo Zamanı ihtiyaçlarınız :

– Bebek küveti

– Kurulama havlusu ( kukuletalı başlığı olanlar işinizi kolaylaştırır)

– Yüz silme bezi veya pamuk

– Banyo termometresi

– Banyo filesi veya desteği ( isteğe bağlı )

– Yıkamak için yumuşak bir bez veya banyo süngeri

– Bebek sabunu / şampuanı / yıkama sıvısı

– Banyo sonrası bakım losyonu, bebek yağı

– Saç fırçası ya da tarağı

 

Yenidoğan bebeklerin göbeği düşene dek ıslak temizleme mendilleriyle silinmesi önerilir. Kıvrımlı bölgelerini temizlemek suretiyle ilerleyen haftalara kadar onu rahatlatabilirsiniz. Banyo sezonu açılınca ; kimi anneler bebeklerine günlük olarak banyo yaptırır ve bunu bir rutine dönüştürürler. Banyo, masaj, oyun, beslenme ve uyku sırasıyla her akşam tekrarlandığında bebeklerin uykuya hazırlık süreci başlamış olur ve düzene girmelerinde büyük kolaylık sağlar. Ben hergün banyo yaptıranlar arasındaydım ve gerçekten bebeğimin rahatladığını, uykuya gidişi kabullendiğini, kendisini bekleyen bir sonraki adımı bildiğinden huzursuzluğunun kalktığını gözlemledim.

 

Hasta olduğunda veya annelik itirafı ; ( dışarıdan geldiğimiz, çok yorgun ve uykusuz olduğumda bu alışkanlığı atlatıdığım zamanlar dışında ) bu düzeni elimden geldğince sürdürmeye gayret ettim. Yaklaşık 3-4 aylıkken banyo içine attığımız oyuncaklarla ayaklarını çırparak , dokunmaya çalışarak eğlence yaratmaya gayret ettiğimi anımsıyorum. Zaten kış bebeği olduğundan çok uzun tutamıyorduk banyo süresini. Yaz aylarına yaklaştıkça ve ay olarak da büyüyüp , küvet içinde oturur hale geldikçe işimiz kolaylaşmış, banyo zamanını BICI BICI zamanı, eğlence anları diye nitelendirebilir hale gelmiştik.

 

Ben bebeğimi güvenlik için endişe ettiğimden ilk birkaç hafta yer zemininin üstüne küveti yerleştirerek yıkamış, sonra zaten çok da sağlam olmayan belim yüzünden iki büklüm hissedince küvetlerin altına yerleştirilen ayaklardan almıştım. Çok faydasını gördüm, sadece önlem olarak , banyo sorasında yanımda bir kişinin daha hazır bulunmasını sağladım. Ayakları eğer küvetin ebatına uygun ise kolay kolay sallanma ya da bebeğin sarsılması gibi bir riski yok bence.

 

Pek çok arkadaşım banyo içi fileyi tercih ettiyse de ben kullanamadım. Bebeğim kış bebeği olduğundan onu sıcak suyun içinde tutmak daha mantıklı geldi, hem su içinde sağa sola kaydırarak anne karnı ortamını hissedecekti , bu file de neyin nesiydi ? File üstünde kalınca baktım ki suya değmesi neredeyse imkansız, fileyi çıkardım. Banyo içi oturaklar da çok yer kaplıyordu bana göre, o yüzden bebeği kontrolüm daha kolay olsun diye ilk 3 ay için Mothercare’nin bebek küvetini tercih ettim. Büyüdükçe yetmiyor, evet haklısınız başka bir masraf yapıp bir boy büyük küvete geçmek gerekiyor. Ancak ben yaşadığım ana hakim olmak ve onu tedirgin etmemek için bir küvet daha alacağımı bilerek bu seçimi yaptım. Beceriksizliğimi  böyle örtbas etmiş de olabilirim o ayrı 🙂

 

Son olarak aklıma gelen bir nokta da ; bebek banyo ürünlerinin çok az miktarlarda denenerek başlanması. Dorikus atopik dermatit ( egzema ) cilde sahip olduğundan en başından kullanmaya başladığımız Mustela ürünlerine bile reaksiyon göstermişti. Cilt nem dengesini ayarlayan, atopik dermatite iyi gelen,  La Roche ürünleri kullandık 3-4 aylık olana dek. Sonra yine kokusuna ve bakım özelliğine bayıldığım Mustela ürünlerine geri dönmüştük. Yüzünün de tahrişlere ve salyanın etkisiyle kurumasına karşın Sebamed Baby Face Cream çok iyi gelmişti.

Tüm bebeklere keyifli bıcı bıcılar !

Kısa Kısa İpuçları 1: Emzirmeye Başlarken

Mothercare halen bazı ihtiyaçlarımızı karşıladığım bir bebek alışveriş markasıdır. Geçen gün reyonlarında gezerken hoş bir uygulama ile karşılaştım.Annelere Emzirme, Bebek Banyosu, Bebekle Oyun Oynama, Araçta Güvenlik, Sütten Kesmeyi Kolaylaştırmak, Genel Güvenlik Tedbirleri vb. başlıklarda küçük tavsiyeler kartları hazırlamışlar.

Kartların içinde bir tek Sütten Kesmeyi Kolaylaştırmak başlığının doğru olmadığını gördüm zira esas kastedilen “Ek Gıdaya Geçiş ” süreci, anne sütünü kesmek ile eş değer olmamalı. Nice bebek hem anne sütünü hem ek gıda ile beslenmesini almaya devam ediyor bu anlamda başlığı daha doğru kurgulasalar uygun olurmuş. Ancak yine de fikir olarak başarılı bir uygulama bence.

Kartlarda hem yol gösterici tavsiyeler hem de bu süreçler esnasında önerilen ihtiyaçlar listesi var. Esasında bir çok anne-  bebek başucu kitaplarında yer alan bilgilerin özeti şeklinde. Her bir başlığı kısa kısa bilgilendirme notu şeklinde yazarak bloğuma eklemeyi düşündüm, kartlara ulaşma şansı olmayanlar için bir seçenek olabilir diye. 

İlk başlığımız EMZİRME

Emzirme anne ile bebek bağının çok kuvvetli hissedildiği hem psikolojik hem fizyolojik bir süreçtir. Bebek doğası gereği dünyaya geldiği ilk gün koku alma ve emme işlemi ile annenin varlığını hemen hissedecek , emme duygusunun tatmini ile en doğal ve faydalı besin kaynağını daha fazla talep eder hale gelecektir. Ancak emzirmek de emek isteyebilen ve annenin kendine inancı ile doğru paralellikte artan bir süreçtir. Hem annenin hem bebeğin rahat olması zaman alabilir, etraftan gelen yanlış müdahalelere, baskılara, özgüveni kıracak yönlendirmelere kulak vermeden sadece kendinize ve bebeğinize odaklanarak zor dönemleri aşmak mümkündür.

İhtiyaç duyabilecekleriniz :

– Emzirme Sutyeni ( 2-3 adet  )

– Göğüs Pedleri

– Göğüs Ucu Koruyucu Krem

– Göğüs Pompası

– Emzirme Yastığı

– Kelebek şeklinde Göğüs Ucu

– Göğüs Kalkanı

Bu malzemelerin bazılarına hiç ihtiyacınız olmayabilir, ihtiyacınıza paralel alabilirsiniz.

* Hazır olun : Emzirmenin doğumun hemen akabinde başlaması her iki taraf için de en sağlıklı olanıdır. Bu döneme dair eğer mümkünse hamileliğin sonlarına doğru bir emzirme bilgilendirme seminerine katılın. Doğru kaynaklardan ve uzmanlığı Anne sütü, Emzirme, Kadın Doğum olan bilgi sahiplerinden alacağınız destek sizi doğum sonrası daha hazırlıklı ve sakin kılacaktır.

* Sağlıklı Beslenin : Emzirme döneminde ihtiyaç duyacağınız kalori , hamilelik döneminden de fazladır. Bu ihtiyacın giderilmesi, hem anne sağlığını destekleyecek hem de bebeğinize ihtiyaç duyduğu süt miktarını karşılamaya yardım edecektir. Emzirme döneminde bazı gıdalar annede gaz yapabilir ve bu da süt yoluyla bebeğinizin bünyesini negatif etkileyebilir. İlk 3 ay bebeklerde bağırsak gelişimlerinin tamamlanma süreci olduğundan, gaz sancısı çeken bebekler , emzirmeye yoğunlaşmak isteyen anneler için de üzüntü verici olabilir. Bu sebeple beslenme düzenine dikkat etmek olumlu geri dönüşler almaya yardım edecektir.

* Emzirmeye Doğru Başlamak: Doğumun hemen sonrasında ebenizden ya da emzirme danışmanlarından doğru başlangıç için yardım isteyin. Sizin ve bebeğiniz için en doğru emzirme pozisyonları hakkında bilgi alın. Oturma biçimi, bebeği anne göğsüne yerleştirmek, bebeğe memeyi kavratmak, gerekirse emzirme yastığından destek almak emzirme sürecinin daha az sancılı ve keyif verici bir sürece dönüşmesine yardım edecektir. Bebeğin meme ucu ve meme ucu başının çevresinin tamamını ağzına almasıyla,  diş etinin meme ucunun arkasında kalması sağlanır. Bu sayede burnu ve çenesi hafifçe memeye baskı yaparak , meme hareketinin acı vermesi engellenir. Başlangıçta bebekler doğum yorgunluğu ile yeteri kadar kuvvetli bir şekilde emmeye başlayamayabilir. Pes etmeyin ve emzirmenin pratikle artan bir alışkanlık olduğunu unutmayın. Her anne doğadaki en mükemmel mekanizmalardan birini bünyesinde ve yüreğinde taşır, her annenin bebeğini besleyecek sütü vardır. Sütün akışının artması ve bollaşması sık emzirme ile gerçekleşeğinden ilerleyen günlerde zorlukların teker teker aşılacağına inanarak emek vermeye devam edilebilir.

* Emzirmeye Devam Ederken : Bebekler başlarda sık sık ve yavaş emme seanslarıyla başlar. Sütünüz akmaya başladığında emme hızı daha yoğun ve ritmik hale gelecektir. Bebek büyüdükçe ve emzirmeye alıştıkça daha kuvvetli emer. Çoğu anne her iki memeyi kullanarak emzirme ihtiyacı duyar. Bebeğinizi düzgün bir şekilde emdiğinden emin olduğunuz sürece ilk memede tutun, emişi yavaşladığında ya da uyuklamaya başladığında nazikçe ve yavaşça öbür memeye geçişe teşvik edebilirsiniz. Eğer tamamen tok gibi görünüyor ise uyuması için yatırabilirsiniz. Hala aç ise doyana kadar ikinci memeden beslenmeye devam edecektir. Doymadan uyukladığına inanıyorsanız hafif gıdıklamalar ile ayak altına ve  gıdısına uyarıcı sinyaller gönderebilirsiniz.

Bebeklerin beslenme süreleri emiş güçlerine ve çekim miktarına bağlı olarak değişebilir. Bu süre en az 10 dakika ile bir saat arasında değişiklik gösterebilir. Tek bir meme emerek karnı doyan bebeğiniz için ikinci memedeki sütü pompa ile boşaltarak muhafaza edebilirsiniz.

* İşaretleri Takip Edin : Bebeğiniz memeyi doğru kavrıyor ve yerleşiyorsa, ritmik ve düzenli olarak emiyor ve doyduktan sonra 2-3 saat acıkmıyorsa, yeniden beslenmek için ağlıyor ve emmeye devam ediyorsa, günde en az 6 bez ıslatıyor ve uygun şekilde kilo alıyorsa iyi besleniyor demektir. 

Öte yandan, memede uyuya kalıyor ve memeden ayırmak istediğinizde ağlayarak tekrar memeye yapışıyorsa, gün içinde bezini yeteri kadar ıslatmıyor ya da idrarı yoğun ve ağır koku içeriyorsa, az kilo alıyorsa , sütünüzü pompa ile çekmeyi ve sağdığınız miktarı doktorunuzla görüşmeyi ihmal etmeyin.

Kartlarda yer alan bilgiler genel olarak böyle, buna benim de eklemek istediğim noktalar ise şöyle :

Bebeklerin doğumdan sonra hastane çıkışında doğum kilosunun bir miktar altına inmesi ve 2 haftalık olduğunda da doğum kilosunu yakalamış olması bekleniyor. İlk ayın sonunda almış olduğu doğum tartısı hakkında genel olarak  500 gr+ gibi bir değer verilirken, bu değerin internet aleminde veyahut başka bebekleri kıyaslayarak, ya da en az 800-1000 gr gibi bir matematiksel şartlandırma ile belirlenmesi anne açısından yanıltıcı olduğu kadar bebek açısından da doğru olmadığına inanıyorum. Bebeği takip eden doktorların onun genel sağlık gelişimine  bakarak anneyi bilgilendirmesi daha doğru sanırım.

Kendi kişisel dileğim ise  : Bebek yüksek miktarda  tartı aldı/ almadı diye de ilk aydan hemen yardımcı beslenme unsurlarına başlamak istemeyen doktorların varlığının artması.

Emzirme ile ilgili bir anne arkadaşıma verebileceğim bir hediyem olsa idi ; eve çıktığı ilk günlerde acemilik ve annelik endişelerini giderecek bir emzirme danışmanını ve ya ebeyi kendisine göndermek olurdu. Ev ortamında yardımcı olmak isteyen ancak yanlış yönlendirmelerle anneleri daha gergin ve endişeli yapan o kadar çok unsur oluyor ki.

Annenin herşeyden çok kendisine ve bebeğine inanması lazım. ” Ya sütüm gelmezse ” diye değil, ” Emzireceğim, sütüm bol olacak ” diye başladığı bu serüven uzun zaman onu ve bebeğini götürüyor. Bebekler de emmeyi bilmeden ama kısa sürede öğrenecek şekilde doğuyorlar. Biraz yardım lazım o miniklere. Anneler de gerekirse teknolojinin nimetlerinden, göğüs ucu kremlerden, pompalardan, göğüs koruyucu kalkanlardan faydalanarak bu dönemin üstesinden geliyor.

Anneler  “Sütün var mı ?Sütün az mı ?Niye ağlıyor bu çocuk, aç mı ? ” Sen biraz da mama versene, doymadı galiba ” gibi etraftan gelen duygusal baskılara kulaklarını tıkasınlar. Hiçbir bebek diğer bebekle kıyaslanamayacağı gibi hiçbir anne de diğeri ile aynı değil.

Her ne kadar zor olsa da; mümkün olan  her fırsatta uyumaya gayret göstermek, hiç olmazsa uzanıp , gözleri  kapatıp dinlenmek, düzenli aralıklarla beslenmeye devam etmek, sütü arttırıcı gıdalardan faydalanmak anneye hep iyi gelecek çözümler. Eğer güvenip de bırakabileceğiniz bir yakınınız varsa, hiç olmazsa haftada bir kez bir iki saatliğine doğum öncesindeki gibi arkadaşlarla buluşmak, eski sosyal dünyasının etkilerini hissedebilmek, anneye nefes aldırıyor.

Sorun yaşadığınız zamanlarda jinekoloğunuza, çocuk doktorunuza, emzirme danışmanına başvurmaktan çekinmeyin. Sizin büyük sorun zannettiğiniz şeylerin çok basit ve rahatlatıcı çözümleri olabilir, uzman desteği almakta her zaman fayda var, insanın yanlız olmadığını bilmesi güzel şey !

Anne sütü deyince aklıma gelen bir şey de;”  Hiç sütü olmayan bir anne olamaz mı ? ” sorusu. Bilmiyorum,  ama olmadığını düşünsek bile, dünyanın sonu değil bence. Annenin yaşayacağı güzel tecrübelerden biri de olsa emzirmek, aksi bir durum da dünyanın sonu değil. Bebeğine anne sütü veremedi diye bir insanın anneliği sorgulanabilir mi ?

Son olarak da ; bu ve buna benzer durumlarda kendi başarılı ( ! ) örneklerimizi anlatmaya hevesli olmadan önce, yeni annenin canını acıtıp acıtmadığımıza dikkat edelim, herşeyden çok morale ve desteğe ihtiyacı olan birini yaralamayalım derim…

Uyku Meleği’nden Doğru Bilinen Yanlışlar

Gymboree Ulus’un ev sahipliğinde bir kahve sohbetine katıldım.

Uzun yıllardır özel sektörde İş Geliştirme Yöneticisi olarak çalışan Seride Samurkaş , nam-ı diğer Uyku Meleği bizlere kendi annelik deneyimiyle başlayan “uyku bozuklukları danışmanlığı ” sürecini anlattı. Kendi evladı için uyku konusunda yaşadığı sorunlarda başvurduğu yardımcı kaynaklara , internet üzerinde ulaşarak konu ile ilgili bilgisini derinleştirmiş ve gerekli programlara katılarak Uyku Bozuklukları Danışmanlığı sertifikasını almış.

Modern hayatın ve geleneksel yetiştirme biçimlerinin harmanlandığı bilgilerle, doğru bildiğimiz yanlış uygulamaları ve çocukların uykusu üzerindeki etkilerini anlattı. Pek çoğunu konu ile ilgili detaylı kaynaklardan okumuştum, kendisini dinlerken takip etmek çok daha kolaydı benim için.

İşte paylaştıklarından başlıklar :

* Tüm gün uyumazsa gece deliksiz uyur : Tüm gün yorulan, dinlenmek için uyku molası alamayan çocuklarda artan yorgunluk seviyesi ; böbrek üstü bezlerinin “kortizol” hormonu salgılamasına yol açar. Aşırı yorgunluk, adrenalin, stres göstergesi arttıkça , hormonun salgılanması da artar. Bu durum bebeği yorar, uykuya dalmasını güçleştirir, gece sık uyanmasını tetikler. Gece cin gibi kalkan bebek aslında uykusuz olduğundan değil, uykusunu iyi alamadığından kalkar. Tekrar yatırmak güçleşir. Gündüz uykularının düzenli ve kaliteli olması gece uykusunu da olumlu etkiler.

Yani neymiş, uyku uykunun mayasıymış…

* Bebeği gürültüde uyutmaya alıştır, Televizyonu aç , ses duysun : Yenidoğan bebeklerin uykularındaki hafif uyku- derin uyku döngüsü , büyük çocuklar ve yetişkinlerden farklıdır. Geçişler 40-50 dakikalık kısa döngülerdir. Bu yüzden bu döngülere denk gelen ani ve desibeli yüksek çıkışlı sesler uykuyu böler. Sert bir kapı zili, aniden yükselen bir elektrik süğürgesi ve ya birden açılan bir TV sesi bu ani çıkışlara örnektir. 5-6 aylık oluncaya dek dikkat etmeli. Sonrasında ev içindeki normal gürültüden çok da sakınmadan uyutmaya devam etmelidir. Eğer bebeğinizi beyaz gürültü diye de nitelendirilen hafif seslerde uyutmaya alıştırırsanız bu zamanla onda bir uyku alışkanlığı yaratabilir, uykunun değişim evrelerinde uyandığında yine bu sesin sürekli çalması halinde uykuya geri dönebilir. Ancak televizyon kesinlikle doğru bir uyku yönlendirici değildir, zira sesler ve renkler, ekranda kayan değişen görüntüler sadece hipnoz etkisi yaratır.

Minik bebek uyuyor diye kapı zili, telefon sesinden rahatsız olan yeni annelere, “amaaaan abartma bırak gürültüye alışsın” demeden evvel bir kere daha düşünün…

* Işıkta uyumaya alışsın : Karanlıkta uyuma , kortizol hormonunun daha az salgılanmasını sağlar, uykuya dalmak kolaylaşır, uyku süresi artar.

Öğlenleri de perde/ panjur kapamak da doğru bir davranış buradan çıkarılan anlama göre  …

*Gece açlıktan / diş çıkarmadan uyanır:  Bebek akşam yatmadan önceki öğününü yeterli almadıysa, her 2-3 saatte bir emen bebek dönemindeyse bu düşünce doğru olabilir. Ancak büyük bebeklerde, her gece ağlayarak uyanmada açlık veya diş çıkarmanın sebep olduğu durumlar seyrektir. Uyanan bebek diş çıkarma sıkıntısını uyanıkken daha çok hisseder. Her gece sık sık uyanan ve ağlayan bebek aslında uykuya geri dalamadığı için, huzursuzluğunu belli edercesine ağlar.  Yetişkinler gece uykularında bir kaç kere uyanık moda geçer ama uyumayı , yeniden dalmayı bildiklerinden uykuya devam ederler. Sallanarak, emzirilerek, gezdirilerek, kucakta taşınarak, anne yatağında pışpışlanarak uyumasına hep bir ” yardımcı” aksiyon yapılan bir bebekse, uyandığında gene aynı yöntemi arayacaktır. Kendi yatağında yatan bebeğin gece uyanarak anne/babayı çağırmasında önce bu yöntemle mi uyutulduğuna bakmak gerekir.

* Bebek büyüdükçe uyku sorunları biter : Doğru olabilir, en büyük nedeni büyüdükçe gün içindeki uyku süreleri azalır veya biter, bu da gece uykusuna daha derin yatmalarına yardım eder. Ancak her çocukta böyle bir genel sonuç elde edilemez. Bebeklikte sürekli uyku bozukluğu yaşayan çocukların yapılan bir araştırmaya göre 2/3 ü ilerleyen yaşlarda da benzer sıkıntıları yaşamaya devam etmişler.

Benim bu sohbette duyduğum ve bana yardımcı olacak en önemli 2 cümleyi sizle paylaşmak isterim.

Birincisi Her 4 kız çocuğundan 1’inin ( % 25 ‘i ) ve her 2 erkek çocuğundan 1’i  ( % 50’si ) uyku bozuklukları yaşıyormuş. Erkek anneleri ne şanssızız diye dövünmeye başlamadan evvel yanlız olmadığınızı bilmek belki sizi biraz rahatlatır. Ancak buna sırtımızı dayayıp , nasılsa ileride düzelecek diye yoluna, akışına bırakmak her ailenin rahat edebileceği bir yöntem olmadığına göre bu bozuklukları düzeltmek için uzman desteği almakta fayda olabilir diyorum.

Diğer beni etkileyen cümle ise ; Gece uyanan bebeğin uykuya yeniden dalması için konuşmak, yumuşakça ninni söylemek, ağladığı esnada uykusunu açacak bir şeyler yapmak ona yardım etmekten ziyade işi zorlaştırabilir. Sessiz ve sakin kalmak, ilk uykuya yatırışta izlediğiniz rutini kısaca tekrar etmek ve onu uykuya yeniden hazır hale getirmek önemlidir. Gece uyandığında ağlıyor olması, eğer her gece tekrarlanan bir şey ise ,uykusunu alamadan uyandığı için ağladığını bilmek anne – babayı da “Neyi var acaba? ” Bu gece neden uyandı ? “stresinden uzak tutacağı için bebeğe karşı da sakin kalmayı kolaylaştıracaktır.

Ben kendi namıma şunu daha iyi farkettim, Dorikus hakikaten gündüz uykularını pas geçtiğinde gecelerimiz daha kabus oluyor. Gece uyandığında sakinleştirmesi de, yeniden uykuya yatırması da azap demek. Oysa gündüz 2-3 saat aralığında uyuduğunda hem uykudan ağlamadan – uykuya doymuş- bir şekilde kalkıyor, hem de geceleri yattığı uykuda çok da az, belki bir belki iki kez kalkıyor. Bunun sebebinin de hafif uyku döngüsü olduğuna kanaat getirdim, kendi yatağında yattığı ( 12-17 .aylar ) arasinda gecede bir kez kalkar, 1-2 dakika mızıldanır ve uyumaya devam ederdi, yanına dahi gitmez, odadan dinlerdim.  Oysa şimdi benimle , uyandığında anneyi yoklamayı alışkanlık haline getirdi. Kontrolü yapıyor, arıza çıkarmazsa su içip tekrar yatıyor, gündüzü kabus ise gecesi katmerli oluyor.

Kısa ve öz: Kendi yatağına geri çevirmek ve kesintisiz uyku için düzenli ve tutarlı bir şekilde yeniden çabalamak gerekecek. Haydi hoop sil baştan.

Ben gücümü toplayıp karar verince…Oğlumun da hazır olduğuna kanaat getirince…

Eğlenirken Öğrenmek : Edukids Eğitici Oyun Kartları

İki yaşındaki kızı için 2009 senesinde puzzle sevgisinden yola çıkarak , “Puzzle ile eğitici kartlar birleşse nasıl olur ?” diyen Nuran Gür sayesinde ortaya çıkmış bir eğlenceli yap-poz ulaştı bu hafta içi bize.

İki yaş üstü minik ellere uygun, içinde çok kaliteli kağıt baskısıyla ve renkleriyle cezbedici bir hikaye kitabıyla şık bir kutu içinde geldi. Hikaye kitabında birbirinden farklı 4 hikaye ve bunlara ait 6’şar puzzle kart bulunuyor. Hikayeyi okudukça yap pozları birbirine ekleyebilir ve okuduklarınızı görsele dönüştürebilirsiniz. Anne baba hikayeyi okurken bir yandan da ilgili kartlar üstünden okuduklarını işaret ederek de gösterebilir. Dilerseniz sizin yaratıcılığınızı kullanarak, çocuğunuzun kart üstünde dikkatini çeken nesneyi de hayali hikayenize dahil edebilirsiniz.

Doruk Paşa renkli kartlara bayıldı, benim hikaye okumamı bile beklemeden minik parmaklarıyla kartlar üstündeki nesneleri tarif etmeye başladı. “Anne- baba, çanta, merdiven ….” . Sonra hikayeyi okumaya başladığımda dikkatini tam konsantre edemediğini gördüm ve hikayeyi bırakıp kendi aklıma gelen bir doğaçlama ile başka bir iletişim kurmaya başladım. Henüz 22 aylık olduğumuz için sanıyorum ki hikayeyi okumamla , onun kartları takip edebilme süreci bizim için erkendi. Ama kartları puzzle misali yan yana dizebilmek için çok fazla gayret gösterdi.

Hatta bilmediğini sandığım bir kelimeyi bile şöyle tarif  etti. Anniii takyiiiii ( Anne taksi ! )  Daha önce araba ve sarı araba = taksi demiştim defalarca. Bakınız nerede çıktı karşıma !

Bu yap boz hikaye kutusundan başka farklı ürünleri de var ;

– Alfabe ile Kelimeler

– Şekillerle Renkler ve Hayvanlar

– Zıt Kavramlar

– Sayılarla Eşleştirme

– İngilizce Flaş Kartlar

Tüm ürünleri uzman pedagoglar ve eğitimciler kontrol ederek onaylamışlar. Ürün elinize geçince kaliteli malzeme kullanıldığını fark etmemek imkansız. Ben Dorikus için Zıt Kavramlar ve İngilizce Flaş Kartlar serilerini de almaya niyetliyim.

Edukids ürünlerini tüm büyük kitapçılarda bulabilirsiniz.

Web sitesinden incelemek isterseniz : www.edukids.com.tr